Antik Kentler

Antik kentler ile ilgili bir çok gizem taşıyan Kaş’ın tarihi bölgelerini tanımamıza yardım olacak bazı bilgiler; Antalya iline bağlı Kaş ilçesinin ilk adı bir çok tarih bilimcisine göre ''Habesos''olarak kabul edilmiştir ve geçmişi milattan önce 2000’li yıllara dayanmaktadır. Karia ve Likya uygarlıkları arasında kalan bölge, tarihte önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Büyük İskender’in de yönetimi altına giren bu uygarlıklar, daha sonra en parlak dönemlerini Roma ve Bizans hakimiyetine girdiklerinde yaşamıştır. Kentin sırasıyla Likyalılar, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Teke Beyliği, Kıbrıs Krallığı, Osmanlı ve I. Dünya Savaşı sırasında İtalyanlar tarafından ele geçirilmiştir. Kaş’ın en öne çıkan tarihi yeri Batık Şehir diyebiliriz. Bu bölgeye düzenlenen tekne turlarında gerçekten insanı büyüleyecek cinsten bir görsel ile karşılaşırsınız. Tabi Kaş’taki tarihi noktalar Bölgede mutlaka görmeniz gereken Xanthos, Antiphellos, Myra, Phellos gibi daha pek çok antik kent sizi bekliyor… Antiphellos Antik Kenti Likya Bölgesi’nin bilinen en eski yerleşim yerlerindendir. "Kayalıkların karşısındaki yer anlamına gelen" Antiphellos antik kenti aynı zaman da Likya yazıtlarında ve bölgede çıkarılan sikkelerde şehrin adı “Habesos” olarak da geçmektedir. Roma İmparatorluğu hakimiyetinde olduğu dönemler de önemli bir liman kenti olmuştur. Ziyaret için adres bilgisi:Çukurbağ Yarımadası, Kaş / Antalya Kral Mezarı Likya anıtları, 3 bölümden oluşan yükseltilmiş lahitlerdir. Lahitlerin üstünde bir kaya parçasından yapılmış sivri taş kapak bulunmaktadır. Mezar, “Aslanlı Lahit” olarak da anılmaktadır. Kapakların her iki yanında, pençeleri üzerinde duran iki adet aslan başı vardır. Şehir merkezinde bulunan Kral Mezarları’nı rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz. Xanthos Antik Kenti Likya’nın dini ve idari merkezi olan bir başkenttir. UNESCO tarafından 1988 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır. Perslerin kenti kuşatmasından sonra savaşı kazanamayacaklarını anlayan ve onurlu karakterleriyle tanınan Xanthos ordusu, kentteki tüm kadın ve çocukların hepsini öldürmüş ardından tek bir kişi bile kalmayacak şekilde savaşmışlardır. Kent, III. Antiochus tarafından fethedilmesinin ardından Likya’nın da başkenti olmuştur. Savaş sırasında burada bulunmayan 80 aile, kente döndüklerinde kenti tekrar kurmuşlardır. Şehrin başına sadece bunlar gelmekle kalmamış, tekrar büyük bir yangın çıkmış ve şehir küle dönmüştür. Küllerinden yeniden doğan şehir, Arap akınlarının başlaması sonucu terk edilip kaderi ile baş başa bırakılmıştır. Phellos Akdeniz gemi ticaretinin gerçekleştirildiği en önemli limanlardan birine sahiptir. Bizans Devleti’nin yıkılışının ardından stratejik ve ekonomik açıdan daha da önem kazanmıştır. Şehri etrafı kayalıklarla çevrili olduğu için “Taşlık Ülke” olarak da anılmıştır. Günümüze ulaşan kale kalıntıları şehrin savunma amaçlı yapıldığına işaret etmektedir. Surlar ile çevrili şehrin koruma amaçlı yapıldığı anlaşılmaktadır ve şehirdeki kalıntılar incelendiğinde şehrin geçmişinin MÖ IV. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Kaş’a yolunuz düştüğü takdirde mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz. Patara Antik Kenti Mitolojiye göre Apollo’nun doğum yeri Patara’dır. Meclis binası, Amfi tiyatro, tarihi deniz feneri, Patara Antik ana caddesi, hamam ve tapınaklar bulunan yapılar arasındadır. Patara’nın geçmişi MÖ 8. yüzyıla kadar uzanmaktadır ve Likya’nın başkentliğini yapmış önemli şehirlerden biridir. Tarihi deniz feneri, günümüze ulaşan dünyanın en eski deniz feneridir. Dünyadaki ilk meclis binasının kalıntıları da Patara’da bulunmaktadır. Antik çağda Likya birliğinin en önemli liman kentleri arasında yer almaktadır. Ayrıca bölgenin en güzel plajları arasında ince kumu ve sığ denizi ile Patara Plajı bulunmaktadır.